Okunan Makale:
Yemek yazarlığı üzerine

Yemek yazarlığı üzerine

Yazı Jeremy Lee

En sevdiği yemeği pişirmenin nasıl bir his olduğu sorulduğunda gülerek “Bu çok kişisel bir soru,” diye cevap veriyor Jeremy Lee. Tam da, samimi ve arkadaş canlısı, Dundee doğumlu şefin vereceği türden bir cevap! 

Ama bir şefi şef yapan sırları değil midir zaten?

Londra’daki Quo Vadis’in baş şefliğini yapmakta olan Lee’nin mutfak geçmişi (kendisi Blueprint Café’de 18 yıl çalıştı) tariflerinde bol bol yer verdiği -ünlü sandviçinin en önemli malzemesi olan- füme yılan balığı, mevsiminde toplanmış sebze meyveler ve misafirlerin sıklıkla tercih ettiği reçetelerle dolu. 

Lee’nin kariyeri boyunca etkinlik gösterdiği diğer alan ise, yazarlık. Bu sayede yemek yapmak ve yazı yazmak arasındaki “tuhaf ortaklığı” gözlemleyebilmiş. 

Lee, yemek yapmak ve yazmak arasındaki simbiyotik ilişkiyi kendini geliştirebileceği bir çıkış noktası olarak görüyor. “İkisi benim için ayrılmaz ikili,” diyor. “Bir restoranda profesyonel olarak daha çok yemek yaptıkça, kaliteli yemek yazılarında daha çok ilham arıyorum.”

Belli ki Lee bu konu üzerine çokça kafa yormuş. “Yazı yazmak da yemek yapmak gibi,” diye açıklıyor. 

“Kimileri doğuştan yeteneklidir, yazmak onlar için kolaydır. Aşmaları gereken tek engel, yaptıkları işi profesyonel arenaya taşımaktır. Mesela çok iyi yemek eleştirisi yazan ama bir restoranın mutfağında çalışırken hayal bile edemeyeceğim harika yazarlar biliyorum.”

“Ama evde yemek yapmanın dahi kendine göre zorlukları var. Mesela şamatacı bir aileniz varsa ya da insanları memnun etmek sizi endişelendiriyorsa işiniz zor… Kısacası her halükarda kendine farklı anksiyete ve çelişkilerle başa çıkmaya çalışıyorsunuz.”

Lee’ye göre, yazmaya başlamak da, yemek yapmaya başlamak da, tüm bu ufak zorlukların üstesinden gelmek demek. “Bence bu tür problemlerin derinine indikçe, işler daha da karmaşık bir hal alıyor,” diyor Lee. “Hiçbir şey aslında göründüğü kadar basit değil.”

Ama Lee kalemi eline almaktan ya da mutfağa girmekten korkmuyor. Yazmakla ilgili şöyle diyor: “Ayağınızı suya sokuyorsunuz. Su buz gibi. Titriyorsunuz, çekiniyorsunuz, sudan çıkıp gitmek istiyorsunuz. Ama adım adım korkunuzu yeniyorsunuz, suda ilerliyorsunuz ve tamamen suya girene kadar durmuyorsunuz. Sonra bir bakmışsınız, yazıyorsunuz!”

Yorumları Gör (0)

Cevap bırak

E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacak.

© 2019 Port Magazine
Tüm Hakları Saklıdır.

Başa Git