Okunan Makale:
Lambadan çıkan kişilikler

Lambadan çıkan kişilikler

Yazı Benan Kapucu, Fotoğraf Tom Vack

Parçalanmış tabak çanakları, karalanmış notları, hologramları, çay süzgeçlerini, kuş ayaklı masa lambalarını, uçuşan tüylü kanatlı ampulleri; ışık dağarcığımıza kattığı yüzlerce karakteriyle Ingo Maurer, teknolojiye tutkuyla bağlı olsa da ışığın büyülü ve mistik yanıyla ilgileniyordu.

Münih’te matbaacılık eğitimi alan Maurer, New York ve Kaliforniya’da grafik tasarımcı ve sanat yönetmeni olarak çalıştıktan sonra 1960’larda Almanya’ya döndüğünde ışık tasarımına yönelmesinde onu ilk tetikleyen ‘teknoloji ve şiirin mükemmel uyumu’ dediği ampuldü. İlk ürünü de odur: Işık kaynağı da ampul olan devasa ampul Bulb. Çıplak ampulün yalın güzelliğine olan hayranlığını Nofuss ve Savoie’de de görürüz.

Maurer’in lambaları ve aydınlatma yerleştirmelerinin, işlevsel olmanın ötesinde, çevresiyle etkileşime giren ve ona hayat veren ayırt edici ‘kişilikleri’ var. Onların etkili varlıkları, izleyicinin ışığın geçici ve göz aldatan doğasını keşfetmesini sağlıyor. “Olmayan bir malzemeyle çalıştığım için çok şanslıyım” demişti 2017’de Arkitektura’ya verdiği bir röportajında, “Elinde ışığı alıp, onu eğip bükerek her açıdan bakabilece-ğin bir ‘şey’ değil; ama yakalayıp içinde tutabileceğin bir ‘ruh’…” Yansıtıcısı ve ayağı Japon kağıdından olan Lampampe, Isamu Noguchi’nin Akari lambalarından esinlenerek yaptığı geleneksel Japon kağıt tekniklerine dayanan MaMo Nouchies mekana hem ışığını hem ruhunu veren başlı başına birer karakter. YaYaHo birbirine paralel düşük voltajlı tellere mücevher gibi asılı halojen lambalardan oluşur. Kaz tüyünden melek kanatları olan çıplak ampullerden oluşan Lucellino ise uçup gidecek gibidir. Mozzkito, halojen lambaya bağlanmış standart bir çay süzgecidir; beyaz porselen parçalardan oluşan Porca Miseria! avize ise bir dolap dolusu porselenin patlayıp havada donup kalmış gibi görünür. BiBiBiBi masa lambasında, bir süpermarkette bulduğu plastik kuş ayaklarını kullanır. Son dönem tasarımlarından Luzy Lake, plastik eldivenler ve ampullerin birleşiminden oluşan, üstelik bizimle adeta el işaretiyle anlaşan dahiyane bir fikir.

Designerei atölyesiyle, meslektaşlarıyla ortaklaşa çalışarak işlevsel obje ile sanat eseri arasında kalan olağanüstü, alışılmamış, eğlenceli çözümler üretir. Kanatlanıp uçacakmış gibi görünen Lucellino LED aydınlatmasında olduğu gibi. “Önce o fikir aklımda belirir, bir düş gibi” diye anlatıyordu yaratım sürecini, “Arkasından o düşü gerçeğe dönüştürmenin yollarını arıyoruz. Kimi hayallerimiz üretebileceğimiz teknolojinin bulunması onlarca yıl sonra oldu.”

Alışılmadık objeleri, oyunsu tasarımlarıyla büyüleyen “ışığın şairi” geçtiğimiz Ekim ayında 87 yaşında, ışıklara karıştı.

Yorumları Gör (0)

Cevap bırak

E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacak.

© 2019 Port Magazine
Tüm Hakları Saklıdır.

Başa Git