Okunan Makale:
Geçmiş dünyalar

Geçmiş dünyalar

Yazı Gianluca Tramontana

David “Honeyboy” Edwards, elindeki dolu 38 kalibre tabancayı sallayarak, “Aylaklık ederek uzun mesafeler kat etmenin en iyi yolu, bir yük vagonuna atlayıp kapıyı içeriden kilitlemektir,” diyordu. Bu sözleri, 93 yaşındaki blues müziği efsanesine, aylaklık konusunda aldığı ilk dersi hatırlatıyordu: Yanında her zaman üzerine uzanmak için temiz bir gazete bulundur ve gözün kapıyı kilitlemek için kullanacağın ray mıhında olsun. Eğer demiryolu polisi seni yakalamadıysa da, doğal seleksiyonun pek nazik olmayan bir biçimin her zaman olduğunu hatırla. 

“Bir keresinde bir Cumartesi günü Coahoma, Mississippi’de beyaz bir adam görmüştüm. Yük vagonuna atlamak için acele etmişti ve ayağı kaydı. Tren ayağını koparmıştı,” sözleriyle Honeyboy hatıralarını aktarmaya devam etmişti. “Adam demişti ki ‘Evden iki iyi bacakla çıktım, şimdi halime bak!’ O anı asla unutmayacağım.” 

Honeyboy, blues’un doğuşunu görmüştü. Son House ve 1934’te Edwards henüz 19 yaşındayken vefat eden Charley Patton dahil, sesleri kayıt altına alınan ilk Mississippili blues sanatçılarından bazılarıyla el sıkışmıştı. Yarı efsane Robert Johnson’ı iyi tanırdı ve Mississippi’deki bir restoranda çaldıktan sonra kıskanç bir adam tarafından zehirlendiğinde Johnson’ın yanındaydı. Chicago’yu ilk olarak 1946’da kısa bir süre sonra bir mızıka devi haline gelecek olan 15 yaşındaki Little Walter ile birlikte ziyaret etti ve sonrasında, elektrik blues sahnesinin ortasında yer alacak ve bize Muddy Waters ile Howling Wolf’u verecekti. Onun dünyası artık yok. 

Sonbaharda Chicago’da soğuk bir günde Honeyboy, Chicago’nun zorlu Güney Yakası’nda yer alan dairesinde, silahını elinde tutarak oturuyor ve Büyük Buhran’dan hemen önce başlayıp Chicago’ya yerleşmeye karar verdiği 1950’lerin sonuna kadar sürekli hareket halinde geçen hayatının bir parçasını oluşturan, Amerika’nın güneyinde arka sokaklarda aylaklık ettiği günlerin anılarını anlatıyordu.  

Zihni hala son derece berrak ve zamanın sisi içerisinde isimleri, tarihleri, yerleri ve olayları mükemmel bir şekilde hatırlıyordu. Çocuksu bir coşkuyla, kalın ve hızlı bir Mississippi aksanıyla yıldırım hızında renkli hikayeler anlatıyor; kelimeleri sıklıkla keskin coşku notalarıyla bitiyordu. Honeyboy, Birleşik Devletler’in tamamını gezmiş ama en çok gezdiği yer, tarihçilerin Blues’un Beşiğiadını verdikleri Deep South olmuştu. “Mississippi, Arkansas, Alabama’ya seyahat ettim” diye aktarmıştı. “Louisiana, Texas, bütün eyaletlere gittim.”

1915’te doğan Honeyboy Shaw, Mississippi’de bir çiftçinin oğluydu. O zamanlar, boyunuz pamuk toplamaya yettiği zaman adam olurdunuz. Genç yüzlü on altı yaşındaki Edwards’ı fark eden, bir barda çalmak üzere Shaw’dan geçen gezgin müzisyen Big Joe Williams olmuştu; Edwards gözlerini Williams’ın gitarına sabitlemişti. Sabah Edwards’ların evinde kahvaltı ettikten sonra babası Honeyboy’a gitarını alıp Big Joe ile yola çıkması için izin verdi. Bir yıldan daha kısa bir süre içerisinde Honeyboy ile Big Joe’nun yolları ayrıldığında, Honeyboy Edwards bir hareket ustası haline gelmişti.

Müzikli bir restoranda, bir sokak köşesinde, piknikte, verandada ya da genelevlerin o zamanki adıyla eğlence evlerinde para kazanılabilirdi. Zor zamanlardı; aklını kullanarak ve elinden gelen her türlü yola başvurarak yaşamını sürdürmesi gerekiyordu. Kısa bir süre sonra zarlara cıva doldurma ve zar oyunlarında hile yapma sanatını öğrendi. Edwards, 38’lik tabancasının şarjörünü takıp çıkarırken, “O şekilde para kazandığında parmaklarının ucunda olmak iyidir,” diye açıklıyordu. 

Usta bir dolandırıcı haline gelmeden önce, 1930’ların sonlarında “Memphis ile Tupelo arasında bir yerde” tek gözlü bir aylak Edwards’ın tüm parasını almıştı. Honeyboy, “İşte o usta biriydi,” diye itiraf ediyordu. Kaybını telafi etmek için müzik yaptıktan sonra Edwards kadın bir hayranının tutkulu bir teklifini kabul etmiş ve bir yolcu arkadaşı için de yeri olup olmadığını sormuştu. Edwards, “O yerde uyudu ve ben de kızın yanında uyudum!” diye gülüyordu. Yıllarca trenlerle gezdikten sonra Honeyboy şu şekilde başlayan bir şarkı yazmıştı: 

Artık iyileşmesem de yeterince eğlendim / 

Tüm sağlığım bozuldu / 

Tanrım, yavaşça gidiyorum.” 

Honeyboy Ağustos 2011’de vefat etti. Doksanlarında bile bir yıl içerisinde yüzlerce etkinlikte çaldı. 

Blues kültürü, yol kavşağında yetenek karşılığında şeytanla bir pazarlık yapıldığına dair hikayelerle doludur. Honeyboy nasıl o kadar uzun yaşadı? O artık aramızda olmadığına göre, yıllar yıllar önce şöyle bir gün yaşandığını gözünüzde canlandırabilirsiniz: Şeytan, bir zar oyunundan sonra üzerinde sadece ayakkabı bağcıkları olduğu halde kızgın bir şekilde arka sokakların birinde dikiliyor ve David “Honeyboy” Edwards, Louisville ya da Tuscaloosa’ya veya Tanrı bilir nereye giden bir trene atlarken bu anıyı düşünüp gülüyor. 

SittingWith.com’da arşivlerde Honeyboy Edwards’ın aylak günlerini anlatmasını dinleyebilirsiniz. 

Yorumları Gör (0)

Cevap bırak

E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacak.

© 2019 Port Magazine
Tüm Hakları Saklıdır.

Başa Git