Okunan Makale:
“Fîhi mâ fîh”

“Fîhi mâ fîh”

Yazı Nevzat Sayın

İleriye doğru yaşasak bile geriye bakarak anlayıp, anlamlandırabiliyoruz hayatımızı. Bu yüzden kendi geçmişimizin de içinde durduğu kadim zamanları bilmemiz gerekiyor ve bu gerekliliğin bir parçası olan yapılar da geçmişin doğru bilgilerinin aktarılması sırasında kullandığımız sözlüklere benziyor. Eşrefoğlu Camisi de bu önemli sözlüklerden biri; 13. yüzyıla ait ama bütün zamanları ona bakarak daha iyi anlayabiliyoruz. Dışarıdan bakıldığında içi hakkında hiçbir ipucu vermeyen masif taş duvarların içinde Mevlana’nın “Fîhi Mâ Fîh” dediği “şey” duruyor; içindeki içindedir. Bu beklenmedik “sonsuz mekan”ın içinde; mihrap, konik külah, karlık ve cümle kapısı, diğerlerinden daha geniş olan kuzey-güney doğrultusundaki orta nef üzerinde yer alıyor. Bu dizide ve yapının geometrik ortasında yer alan karlık üzerinden giren gün ışığı, gökyüzüyle yer altını birleştiren bir “Axis Mundi”ye dönüşürken, harimi de şiirsel bir “epik mekan”a dönüştürüyor.

Çoğu 13. yüzyıldan beri orada duran ahşap dikmeler caminin cemaati gibi; hem camiyi ayakta tutuyor hem de camide saf tutuyor. Yapının doğu duvarında, harime açılan küçük penceresinden bakan Eşrefoğlu Süleyman Bey ve adını bilmediğimiz mimar, kendilerinden önceki zamanları bilmeden bu olağanüstü mekanı nasıl oluşturabilirlerdi ki?

Nevzat Sayın, 1986’dan beri kendi ofisi NSMH’de mimarlık kariyerini sürdürüyor.

Yorumları Gör (0)

Cevap bırak

E-posta adresiniz kimseyle paylaşılmayacak.

© 2019 Port Magazine
Tüm Hakları Saklıdır.

Başa Git